
“Kıymetli Kardeşlerim!
Şayet bizler Allah’ın her an bizi gördüğü, duyduğu, hiçbir halimizin Cenâb-ı Hakk’ın bilgisinin dışında olmadığı şuuruna sahip olursak, gerçekten her daim doğru, dürüst hareket eden insanlar oluruz. Ancak ne yazık ki Müslüman toplumda bunlar zayıflamıştır. Çok açıkça bunu da itiraf etmemiz gerekiyor. Yani ihlasımız ne kadar, ihsanımız ne kadar? Bunları zaman zaman oturup hep beraber müzakere etmemiz icap ediyor. Sahâbe-i Kirâm bunu yaparlarmış. Hatta çok enteresan bir manzara, sahabe bir araya geldiklerinde birbirlerine “Gel bir saat iman edelim; yani imanımızı konuşalım, imanımızın gereğini yerine getiriyor muyuz? Bunun müzakeresini yapalım.” derlermiş. Onun için İslam toplumunda her fert böylece müteselsilen birbirine sorumluluk şuuru taşımış oluyor.”

“Kıymetli Kardeşlerim!
Şayet bizler Allah’ın her an bizi gördüğü, duyduğu, hiçbir halimizin Cenâb-ı Hakk’ın bilgisinin dışında olmadığı şuuruna sahip olursak, gerçekten her daim doğru, dürüst hareket eden insanlar oluruz. Ancak ne yazık ki Müslüman toplumda bunlar zayıflamıştır. Çok açıkça bunu da itiraf etmemiz gerekiyor. Yani ihlasımız ne kadar, ihsanımız ne kadar? Bunları zaman zaman oturup hep beraber müzakere etmemiz icap ediyor. Sahâbe-i Kirâm bunu yaparlarmış. Hatta çok enteresan bir manzara, sahabe bir araya geldiklerinde birbirlerine “Gel bir saat iman edelim; yani imanımızı konuşalım, imanımızın gereğini yerine getiriyor muyuz? Bunun müzakeresini yapalım.” derlermiş. Onun için İslam toplumunda her fert böylece müteselsilen birbirine sorumluluk şuuru taşımış oluyor.”