
İHLAS İhlas Mutluluğun İlk Şartı Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm, sözünde sadık ve güvenilir olan efendimiz Muhammed’in (s.a.v.) üzerine olsun. Allah’ım! öğrettiğinden başka ilmimiz yoktur. Âlim ve Hakîm olan sensin. Allah’ım! Bize faydalı olanları öğret; öğrettiklerinle bizi faydalandır ve ilmimizi artır. Bizlere hakkı hak olarak göster ve hakka uymayı nasip et. Batılı batıl olarak göster ve batıldan uzak durmayı nasip et. Bizleri sözü dinleyip en güzeline uyanlardan eyle. Bizleri rahmetinle salih, iyi kullarının arasına de kat, Âmin. Rabbimiz bizleri, kendisine kulluk ederek dünyada huzurlu, ahirette ise cennete nail olalım diye yaratmıştır. Allah-û Teâlâ’ya ibadeti bir yük gibi algılayan kimse, ibadeti sürdüremez; sürdürse bile bir hamal gibi yükün altında ezilir, zorlanır ve bir an önce o yükten kurtulmak ister. Bunun başlıca sebebi, ibadetleri ruhsuz ve sadece şekilden ibaret görme anlayışıdır. İbadetlerin ruhu ise ihlastır. Ruh bedeni taşır; fakat ruh çıkarsa beden kendi kendini taşıyamaz.
doğİhlas, insanın bu dünyada mutlu olabilmesinin de en önemli sebeplerinden biridir. Bunu hamasi bir kaygıyla söylemiyorum; bilakis yaşayarak ve hissederek ifade ediyorum. “Nasıl?” diye sorarsanız. Şöyle ki ihlas, bir işte makamı ya da bir zatı memnun etmek değil; sadece O’nun hoşnutluğunu kazanma çabasıdır. Peygamberimizin aşağıdaki hadisi şerifteki ifadeleri, ihlâstan yoksun insanların ne hâle düşeceklerini ve hayatlarında asla huzur bulamayacaklarını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ebû Hüreyre (r.a.), Peygamberimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Dînârın kuluna, dirhemin kuluna ve siyah, (değerli) elbisenin kuluna yazıklar olsun. Eğer kendisine verilirse razı olur, verilmezse de öfkelenir. Ona diken batsa çıkmasın.” Bir rivayette de şöyle geçer: “Altının, gümüşün, saçaklı kadifenin, siyah zencefil kumaşın kulu olan kişilere yazıklar olsun. Kendisine bir şey verilirse razı olur, verilmezse razı olmaz.” Hadis-i şerifte geçen te’ise, kelimesinin lügat anlamı; ayak kayıp yüzükoyun yahut tepesi üstü düşüp yıkılmak ve kalkamayıp helak olmaktır. Kamus‘ta der ki: “Helak olmak, kaymak, düşmek, şer, uzaklık, düşüş manalarına gelir.” 1 Bu hadis-i şerifte geçen altın ve gümüş parayı ifade eder, çünkü o dönemde para yerine bu iki maden kullanılmaktaydı. Siyah, (değerli) elbise ve kadife de modayı ifade eder, çünkü bu iki elbise daha çok kibir, havailik ve gösteriş amaçlı giyilirdi. Hadis bize böyle olan insanların hayattaki yaşayacakları durumun fotoğrafını çizmektedir. Allah’ın berisinde eşyaya kul olan insan nasıl mutlu olabilir ki? 1 Hak Dini Kuran Dili, c, 7, 234 (bk: Muhammed, suresi, ayet 8)
İbadetlerin ruhu ihlastır. İhlası içermeyen ibadetler ölüdür. Rabbimiz bizlere ibadeti emrederken şöyle buyurur: “Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.” Bu ayet göstermektedir ki ibadet yalnızca şekilden ibaret olan bedenle değil, bedenle birlikte kalbin ameli olan ihlasla yerine getirilmelidir. İlk konumuz ihlas olduğu için meşhur “niyet hadisi” ile dersimize başlayalım. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur: “Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resûlü’ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah’a ve Resûlü’ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir. Amellerimizin Kabul Şartları “Niçin ve Nasıl?” İhlas, amelin ruhudur; ruhsuz insan ne ise ihlas içermeyen amelde odur. Ruhsuz insan hareket edemediği gibi, ihlas içermeyen amel de insanı harekete geçiremez. Fudayl b. İyâz şöyle der: “Güzel amel en ihlaslı ve en doğru olarak yapılan ameldir. Dediler ki: Ey Ebu Ali, amelin en ihlaslısı ve doğru olanı nedir?” Fudayl şöyle cevap verdi: “Amel halis olduğu halde, doğru olmazsa kabul olunmaz. Doğru olup da halis olmayan amel de kabul olmaz, amelin kabul edilmesi için hem halis hem de doğİhlas
Âlemlerin Rabbi olan Allah-û Teâlâ’ya hamd, efendimiz,
rehberimiz ve önderimiz Muhammed Mustafa’ya
(s.a.v.) salat ve selam olsun. Rabbimin yardımı ve inayetiyle
yıllardır haftalık yüz yüze yaptığım derslerimden bir
kısmını, dostlarımın da tavsiyeleriyle kalıcı olması düşüncesiyle,
kitap hâline getirmeyi bana nasip eden Rabbime
sonsuz şükürler olsun.
İmanın esaslarından birinin kitaba iman olduğunu,
iman ettiğimiz kitabın isminin okuma, manasına geldiğini,
günde beş vakit kılmakla emir olunduğumuz namazlarımızın
rükûlarından birisinin kırat olduğunu bilerek,
ilim öğrenmenin her Müslümana farz olduğunu aklımızda
tutarak, aşağıdaki metni okuyalım.
Rabbimizin tüm emir ve yasakları için şu husus daima
aklımızda olsun:
“Bir şeyden faydalanmak o şeyi, bilmeye, bağlı olmadığı
gibi, yine bir şeyden zarar görmekte o şeyi bilmeye bağlı
değildir, bilinmese dahi fayda ve zarar uygulamayla
elde edilir.”
Bilmeyelim, öğrenmeyelim demiyorum; anlayıp,
tam anlamıyla kavramadan bahsediyorum. Kullandığımız
tüm aletler ve ilaçları ele alalım. Bir aletin ve ilacın nasıl yapıldığını bilmiyor olsak bile o aleti ve ilacı belirtilen
usulde kullandığımızda yararını görüyoruz Özellikle
günümüzde çok kullandığımız bilgisayar, cep telefonu
televizyon, navigasyon, araba, klima vb. birçok aletin
nasıl üretildiklerini bilmiyoruz. Fakat bunları doğru kullandığımızda
fayda sağlıyor; yanlış kullandığımızda zararlarına
maruz kalıyoruz.
Aynı şekilde bir ilacın içeriğinin nasıl üretildiğini de
bilmiyoruz, ama doktorun tavsiyesine uygun kullandığımızda
yararını gördüğümüz gibi tavsiyeye aykırı kullandığımızda
da zararını görüyoruz. Zararlı olan alet edevatlar
aracılığıyla zehirli maddelerin nasıl yapıldıklarını
bilmiyor olmamız onları kullandığımızda zararlarını görmemize
engel olmuyor. Esasen birçok varlıkta da durum
böyledir. Göremediğimiz ancak hissederek varlığını bilebildiğimiz
sevme, nefret, korkma, cesaret, umma hayal
etme vb. duyularımızın nasıl şeyler olduklarını bilmememiz
onlardan yararlanmamızı engellemiyor.
Özellikle ruhumuz nasıl bir şey bilmiyoruz ama ondan
faydalanıyoruz. Aklımızın da nasıl bir şey olduğunu
bilmiyor olmamız onu kullandığımızda ondan yararlanmamıza
engel teşkil etmiyor. Gözümüz, kulağımız, burnumuz
gibi görünen dış organlarımız ile göremediğimiz
iç organlarımızda da durum aynen böyledir. Nasıl yaratıldıklarını
bilmiyor olmamız onlardan faydalanmamıza
engel olmuyor.
Benim esas dikkat çekmek istediğim husus, Kur’an’ın
ve sünnetin kısaca dinin kendisi olduğudur. Bu iki kaynakta
bize emredilen veya yasaklanan her şeyin hikmetini,
yararını bilmesek bile bunlarla gelen emir ve yasakları
uyguladığımızda yararlarını, uygulamadığımızda
da zararlarını gördüğümüz yadsınamaz bir gerçektir.
Bu yüzden öncelikle yapmamız gereken bu iki kaynağın
doğruluğuna iman edip içerisindekileri, anlayalım veya
anlamayalım, uygulamaya koyarak bunlardan yararlanmaktır.
Böylece uygulamalara aykırı davranarak meydana
gelecek zararlara maruz kalmamış oluruz.
Kitap boyunca yer yer vurgulamaya çalıştığım temel
husus, din ile mutlu olabilmektir. Din ve dinin tavsiyeleri
bizi mutlu etmek içindir. Bizi yaratan ve bu dünyaya indiren
Rabbimiz bize kendisini tanıtacak bir kitap indirmiş
ve o kitabı öğreten bir de peygamber göndermiştir. Hiçbir
şeye, hiçbir kimseye muhtaç olmayan Rabbimizin bizden
yapmamızı istediği işler sadece ve sadece bizim yararımız
ve faydamız içindir. Din ve insanın mutluluğu, dinden
uzak olma ve insanın mutsuzluğu birbirlerinden ayrılmaz
ikililerdir.
Mutluluk deyince ne anladığımızda çok önemlidir.
Mutluluğu sadece bedeni zevklerimizi tatmin etmek,
maddi imkânlara sahip olmak şeklinde anlıyor ve onu hep
dışımızda arıyorsak mutluluğu hiçbir zaman bulamayacağız
demektir.
Şu hususu aklımızdan çıkarmayalım: Hayata hayatın
sahibi olan Allah’ın dediği gibi bakarsak mutlu oluruz,
hayata kendi istediğimiz gibi bakarsak mutsuz oluruz.
Çünkü hayatı da bizleri de var eden, her şeyi yerli yerine
koymuştur. O’nun koyduğu kurallara aykırılık kesinlikle
insanı mutsuz edecektir.
Râgıb el-İsfahânî, mutluluk anlamındaki kelimeyi
şöyle açıklar: “Sa’d ve Sâdet: Hayırlı işler yapma konusunda
insanlara yapılan ilâhî yardımlardır. Bunun zıddı
şekâvet /bedbahtlık kelimesidir. Mutlulukların en büyüğü cennettir. Bu konuda Allah-u Teâlâ şöyle buyurur:
Mutluluğa erdirilenlere gelince, onlar cennettedirler. Onların
bir kısmı bahtsız, bir kısmı mutludur. Said yani mutlu,
cennet ehli, şaki yani mutsuz, ise cehennem ehli olarak
ifade edilmiştir.” (11/Hûd 108)
Alim Yücer
14.06.2025
Kartal-İstanbul
Bölüm I
İmanın Temelleri
İHLAS___________________________________________15
İhlas Mutluluğun İlk Şartı_____________________15
Amellerimizin Kabul Şartları__________________17
İhlasın Tersi Riyadır__________________________20
Niçin Sadece Allah Rızasını Öncelemeliyiz?_ ____22
Sadece Allah’ın Rızasını Öncelemek İnsanı Mutlu
ve Huzurlu Eder_____________________________23
Hayatın Her Alanında İhlas_ __________________25
İhlasa Kavuşursak Şeytan Bile Bizi Yoldan
Çıkaramaz__________________________________26
Riya İçin Yapılan Amel İnsanı Kurtarmaz_______29
Sıkıntılardan Kurtaracak Salih Amel____________33
Niyetin Mahiyeti_____________________________36
TEVHİT_________________________________________43
Tevhidin Çeşitleri____________________________43
Ahmaklar ve Gafiller_________________________48
Herkes Mutluluğu Yakalamaya Çalışıyor________50
Nasıl Bir Tevhit?_____________________________52
İnsanlar Birbirine Nasıl Zarar Veriyor?__________53
Olan Her Şeyin Olmasını Dileyen Allah’tır_ _____55
SALİH AMEL____________________________________59
Salih Amel Nedir?___________________________60
Ef‘âl-i Mükellefîn_ ___________________________62
Hoş ve Mutlu Hayat__________________________63
Her Amelin İki Dünyada da Karşılığı Vardır_____65
Sıkıntılar Sevilmez___________________________68
Ö lümü Gelen Dünyaya Niçin Dönmek İster?_ ___70
Salih Amelin Hayata Etkisi____________________71
İstidrâc Zehirli Dünyalık______________________74
İnsana Para ve Evlatla da Azap Edilebilir_______77
B u Dünyada Bir Cennet Vardır_________________79
Bölüm II
İmtihan
Karşısında Mümin
MUSİBET________________________________________85
Musibet Nedir?______________________________85
Musibetler Niye Var?_________________________87
Musibetler İlaçtır____________________________89
Musibet İnsanı Allah’a Yöneltir________________92
Musibet Türleri______________________________94
İmtihanlar Tarafsızdır_ _______________________98
SABIR___________________________________________99
Niye mi Sabredeceğiz?_______________________102
Müslümana Sabır Kolaydır___________________107
Sabredenler Akıllılardır______________________109
Mümin Herhâlde Hayırdadır_________________114
ŞÜKÜR_________________________________________115
Şükrün Tanımı ve Mahiyeti___________________116
Şükür Azaptan Kurtarır______________________120
Nimete Şükür Mutluluk Sebebidir____________123
Bölüm III
Hayata Yansıyan İman
GAFLET_ _______________________________________131
Gaflet Nedir?_______________________________131
Gaflet Sonuçtur_ ___________________________134
A hiretten Gafil_____________________________138
G afletin Panzehri_ __________________________140
A kıllı Kimdir?______________________________142
Ahirete İman ve Ölüm_______________________143
Kabirde Arkadaşımız________________________146
ZİKİR__________________________________________149
İ bâdet Zikirdir______________________________150
Zikir Vesvese Kesicidir______________________151
Zikir Şeytanı Zayıflatır______________________152
Şeytanı Dost Edinmek_______________________153
Mutsuz Hayat Zikirden Yüz Çevirmekle Olur__154
Zikirle Huzur Sağlanır_______________________155
Allah’ı Nimetleriyle Zikretme________________156
Zikrin Sevabı Çok Büyüktür__________________158
Zikir Hayattır______________________________160
Günahları Bağışlatan Ameller ____________________161
Namaz____________________________________162
Z ikir_ _____________________________________165
Tövbe_ ____________________________________168
İstiğfar____________________________________172
Ramazan__________________________________176
Hac_ ______________________________________177
Akrabalara İyilik____________________________178
Sadaka_ ___________________________________179
Cuma Hutbesini Dinlemek___________________179
Yeme İçme ve Giyinme Ardından Yapılan Hamd__180
Başa Gelen Musibetler_______________________181
Kavramlara Dair Notlar_ __________________________185
Yararlanılan Metinler_____________________________189

İHLAS İhlas Mutluluğun İlk Şartı Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm, sözünde sadık ve güvenilir olan efendimiz Muhammed’in (s.a.v.) üzerine olsun. Allah’ım! öğrettiğinden başka ilmimiz yoktur. Âlim ve Hakîm olan sensin. Allah’ım! Bize faydalı olanları öğret; öğrettiklerinle bizi faydalandır ve ilmimizi artır. Bizlere hakkı hak olarak göster ve hakka uymayı nasip et. Batılı batıl olarak göster ve batıldan uzak durmayı nasip et. Bizleri sözü dinleyip en güzeline uyanlardan eyle. Bizleri rahmetinle salih, iyi kullarının arasına de kat, Âmin. Rabbimiz bizleri, kendisine kulluk ederek dünyada huzurlu, ahirette ise cennete nail olalım diye yaratmıştır. Allah-û Teâlâ’ya ibadeti bir yük gibi algılayan kimse, ibadeti sürdüremez; sürdürse bile bir hamal gibi yükün altında ezilir, zorlanır ve bir an önce o yükten kurtulmak ister. Bunun başlıca sebebi, ibadetleri ruhsuz ve sadece şekilden ibaret görme anlayışıdır. İbadetlerin ruhu ise ihlastır. Ruh bedeni taşır; fakat ruh çıkarsa beden kendi kendini taşıyamaz.
doğİhlas, insanın bu dünyada mutlu olabilmesinin de en önemli sebeplerinden biridir. Bunu hamasi bir kaygıyla söylemiyorum; bilakis yaşayarak ve hissederek ifade ediyorum. “Nasıl?” diye sorarsanız. Şöyle ki ihlas, bir işte makamı ya da bir zatı memnun etmek değil; sadece O’nun hoşnutluğunu kazanma çabasıdır. Peygamberimizin aşağıdaki hadisi şerifteki ifadeleri, ihlâstan yoksun insanların ne hâle düşeceklerini ve hayatlarında asla huzur bulamayacaklarını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ebû Hüreyre (r.a.), Peygamberimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Dînârın kuluna, dirhemin kuluna ve siyah, (değerli) elbisenin kuluna yazıklar olsun. Eğer kendisine verilirse razı olur, verilmezse de öfkelenir. Ona diken batsa çıkmasın.” Bir rivayette de şöyle geçer: “Altının, gümüşün, saçaklı kadifenin, siyah zencefil kumaşın kulu olan kişilere yazıklar olsun. Kendisine bir şey verilirse razı olur, verilmezse razı olmaz.” Hadis-i şerifte geçen te’ise, kelimesinin lügat anlamı; ayak kayıp yüzükoyun yahut tepesi üstü düşüp yıkılmak ve kalkamayıp helak olmaktır. Kamus‘ta der ki: “Helak olmak, kaymak, düşmek, şer, uzaklık, düşüş manalarına gelir.” 1 Bu hadis-i şerifte geçen altın ve gümüş parayı ifade eder, çünkü o dönemde para yerine bu iki maden kullanılmaktaydı. Siyah, (değerli) elbise ve kadife de modayı ifade eder, çünkü bu iki elbise daha çok kibir, havailik ve gösteriş amaçlı giyilirdi. Hadis bize böyle olan insanların hayattaki yaşayacakları durumun fotoğrafını çizmektedir. Allah’ın berisinde eşyaya kul olan insan nasıl mutlu olabilir ki? 1 Hak Dini Kuran Dili, c, 7, 234 (bk: Muhammed, suresi, ayet 8)
İbadetlerin ruhu ihlastır. İhlası içermeyen ibadetler ölüdür. Rabbimiz bizlere ibadeti emrederken şöyle buyurur: “Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.” Bu ayet göstermektedir ki ibadet yalnızca şekilden ibaret olan bedenle değil, bedenle birlikte kalbin ameli olan ihlasla yerine getirilmelidir. İlk konumuz ihlas olduğu için meşhur “niyet hadisi” ile dersimize başlayalım. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur: “Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resûlü’ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah’a ve Resûlü’ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir. Amellerimizin Kabul Şartları “Niçin ve Nasıl?” İhlas, amelin ruhudur; ruhsuz insan ne ise ihlas içermeyen amelde odur. Ruhsuz insan hareket edemediği gibi, ihlas içermeyen amel de insanı harekete geçiremez. Fudayl b. İyâz şöyle der: “Güzel amel en ihlaslı ve en doğru olarak yapılan ameldir. Dediler ki: Ey Ebu Ali, amelin en ihlaslısı ve doğru olanı nedir?” Fudayl şöyle cevap verdi: “Amel halis olduğu halde, doğru olmazsa kabul olunmaz. Doğru olup da halis olmayan amel de kabul olmaz, amelin kabul edilmesi için hem halis hem de doğİhlas
Âlemlerin Rabbi olan Allah-û Teâlâ’ya hamd, efendimiz,
rehberimiz ve önderimiz Muhammed Mustafa’ya
(s.a.v.) salat ve selam olsun. Rabbimin yardımı ve inayetiyle
yıllardır haftalık yüz yüze yaptığım derslerimden bir
kısmını, dostlarımın da tavsiyeleriyle kalıcı olması düşüncesiyle,
kitap hâline getirmeyi bana nasip eden Rabbime
sonsuz şükürler olsun.
İmanın esaslarından birinin kitaba iman olduğunu,
iman ettiğimiz kitabın isminin okuma, manasına geldiğini,
günde beş vakit kılmakla emir olunduğumuz namazlarımızın
rükûlarından birisinin kırat olduğunu bilerek,
ilim öğrenmenin her Müslümana farz olduğunu aklımızda
tutarak, aşağıdaki metni okuyalım.
Rabbimizin tüm emir ve yasakları için şu husus daima
aklımızda olsun:
“Bir şeyden faydalanmak o şeyi, bilmeye, bağlı olmadığı
gibi, yine bir şeyden zarar görmekte o şeyi bilmeye bağlı
değildir, bilinmese dahi fayda ve zarar uygulamayla
elde edilir.”
Bilmeyelim, öğrenmeyelim demiyorum; anlayıp,
tam anlamıyla kavramadan bahsediyorum. Kullandığımız
tüm aletler ve ilaçları ele alalım. Bir aletin ve ilacın nasıl yapıldığını bilmiyor olsak bile o aleti ve ilacı belirtilen
usulde kullandığımızda yararını görüyoruz Özellikle
günümüzde çok kullandığımız bilgisayar, cep telefonu
televizyon, navigasyon, araba, klima vb. birçok aletin
nasıl üretildiklerini bilmiyoruz. Fakat bunları doğru kullandığımızda
fayda sağlıyor; yanlış kullandığımızda zararlarına
maruz kalıyoruz.
Aynı şekilde bir ilacın içeriğinin nasıl üretildiğini de
bilmiyoruz, ama doktorun tavsiyesine uygun kullandığımızda
yararını gördüğümüz gibi tavsiyeye aykırı kullandığımızda
da zararını görüyoruz. Zararlı olan alet edevatlar
aracılığıyla zehirli maddelerin nasıl yapıldıklarını
bilmiyor olmamız onları kullandığımızda zararlarını görmemize
engel olmuyor. Esasen birçok varlıkta da durum
böyledir. Göremediğimiz ancak hissederek varlığını bilebildiğimiz
sevme, nefret, korkma, cesaret, umma hayal
etme vb. duyularımızın nasıl şeyler olduklarını bilmememiz
onlardan yararlanmamızı engellemiyor.
Özellikle ruhumuz nasıl bir şey bilmiyoruz ama ondan
faydalanıyoruz. Aklımızın da nasıl bir şey olduğunu
bilmiyor olmamız onu kullandığımızda ondan yararlanmamıza
engel teşkil etmiyor. Gözümüz, kulağımız, burnumuz
gibi görünen dış organlarımız ile göremediğimiz
iç organlarımızda da durum aynen böyledir. Nasıl yaratıldıklarını
bilmiyor olmamız onlardan faydalanmamıza
engel olmuyor.
Benim esas dikkat çekmek istediğim husus, Kur’an’ın
ve sünnetin kısaca dinin kendisi olduğudur. Bu iki kaynakta
bize emredilen veya yasaklanan her şeyin hikmetini,
yararını bilmesek bile bunlarla gelen emir ve yasakları
uyguladığımızda yararlarını, uygulamadığımızda
da zararlarını gördüğümüz yadsınamaz bir gerçektir.
Bu yüzden öncelikle yapmamız gereken bu iki kaynağın
doğruluğuna iman edip içerisindekileri, anlayalım veya
anlamayalım, uygulamaya koyarak bunlardan yararlanmaktır.
Böylece uygulamalara aykırı davranarak meydana
gelecek zararlara maruz kalmamış oluruz.
Kitap boyunca yer yer vurgulamaya çalıştığım temel
husus, din ile mutlu olabilmektir. Din ve dinin tavsiyeleri
bizi mutlu etmek içindir. Bizi yaratan ve bu dünyaya indiren
Rabbimiz bize kendisini tanıtacak bir kitap indirmiş
ve o kitabı öğreten bir de peygamber göndermiştir. Hiçbir
şeye, hiçbir kimseye muhtaç olmayan Rabbimizin bizden
yapmamızı istediği işler sadece ve sadece bizim yararımız
ve faydamız içindir. Din ve insanın mutluluğu, dinden
uzak olma ve insanın mutsuzluğu birbirlerinden ayrılmaz
ikililerdir.
Mutluluk deyince ne anladığımızda çok önemlidir.
Mutluluğu sadece bedeni zevklerimizi tatmin etmek,
maddi imkânlara sahip olmak şeklinde anlıyor ve onu hep
dışımızda arıyorsak mutluluğu hiçbir zaman bulamayacağız
demektir.
Şu hususu aklımızdan çıkarmayalım: Hayata hayatın
sahibi olan Allah’ın dediği gibi bakarsak mutlu oluruz,
hayata kendi istediğimiz gibi bakarsak mutsuz oluruz.
Çünkü hayatı da bizleri de var eden, her şeyi yerli yerine
koymuştur. O’nun koyduğu kurallara aykırılık kesinlikle
insanı mutsuz edecektir.
Râgıb el-İsfahânî, mutluluk anlamındaki kelimeyi
şöyle açıklar: “Sa’d ve Sâdet: Hayırlı işler yapma konusunda
insanlara yapılan ilâhî yardımlardır. Bunun zıddı
şekâvet /bedbahtlık kelimesidir. Mutlulukların en büyüğü cennettir. Bu konuda Allah-u Teâlâ şöyle buyurur:
Mutluluğa erdirilenlere gelince, onlar cennettedirler. Onların
bir kısmı bahtsız, bir kısmı mutludur. Said yani mutlu,
cennet ehli, şaki yani mutsuz, ise cehennem ehli olarak
ifade edilmiştir.” (11/Hûd 108)
Alim Yücer
14.06.2025
Kartal-İstanbul
Bölüm I
İmanın Temelleri
İHLAS___________________________________________15
İhlas Mutluluğun İlk Şartı_____________________15
Amellerimizin Kabul Şartları__________________17
İhlasın Tersi Riyadır__________________________20
Niçin Sadece Allah Rızasını Öncelemeliyiz?_ ____22
Sadece Allah’ın Rızasını Öncelemek İnsanı Mutlu
ve Huzurlu Eder_____________________________23
Hayatın Her Alanında İhlas_ __________________25
İhlasa Kavuşursak Şeytan Bile Bizi Yoldan
Çıkaramaz__________________________________26
Riya İçin Yapılan Amel İnsanı Kurtarmaz_______29
Sıkıntılardan Kurtaracak Salih Amel____________33
Niyetin Mahiyeti_____________________________36
TEVHİT_________________________________________43
Tevhidin Çeşitleri____________________________43
Ahmaklar ve Gafiller_________________________48
Herkes Mutluluğu Yakalamaya Çalışıyor________50
Nasıl Bir Tevhit?_____________________________52
İnsanlar Birbirine Nasıl Zarar Veriyor?__________53
Olan Her Şeyin Olmasını Dileyen Allah’tır_ _____55
SALİH AMEL____________________________________59
Salih Amel Nedir?___________________________60
Ef‘âl-i Mükellefîn_ ___________________________62
Hoş ve Mutlu Hayat__________________________63
Her Amelin İki Dünyada da Karşılığı Vardır_____65
Sıkıntılar Sevilmez___________________________68
Ö lümü Gelen Dünyaya Niçin Dönmek İster?_ ___70
Salih Amelin Hayata Etkisi____________________71
İstidrâc Zehirli Dünyalık______________________74
İnsana Para ve Evlatla da Azap Edilebilir_______77
B u Dünyada Bir Cennet Vardır_________________79
Bölüm II
İmtihan
Karşısında Mümin
MUSİBET________________________________________85
Musibet Nedir?______________________________85
Musibetler Niye Var?_________________________87
Musibetler İlaçtır____________________________89
Musibet İnsanı Allah’a Yöneltir________________92
Musibet Türleri______________________________94
İmtihanlar Tarafsızdır_ _______________________98
SABIR___________________________________________99
Niye mi Sabredeceğiz?_______________________102
Müslümana Sabır Kolaydır___________________107
Sabredenler Akıllılardır______________________109
Mümin Herhâlde Hayırdadır_________________114
ŞÜKÜR_________________________________________115
Şükrün Tanımı ve Mahiyeti___________________116
Şükür Azaptan Kurtarır______________________120
Nimete Şükür Mutluluk Sebebidir____________123
Bölüm III
Hayata Yansıyan İman
GAFLET_ _______________________________________131
Gaflet Nedir?_______________________________131
Gaflet Sonuçtur_ ___________________________134
A hiretten Gafil_____________________________138
G afletin Panzehri_ __________________________140
A kıllı Kimdir?______________________________142
Ahirete İman ve Ölüm_______________________143
Kabirde Arkadaşımız________________________146
ZİKİR__________________________________________149
İ bâdet Zikirdir______________________________150
Zikir Vesvese Kesicidir______________________151
Zikir Şeytanı Zayıflatır______________________152
Şeytanı Dost Edinmek_______________________153
Mutsuz Hayat Zikirden Yüz Çevirmekle Olur__154
Zikirle Huzur Sağlanır_______________________155
Allah’ı Nimetleriyle Zikretme________________156
Zikrin Sevabı Çok Büyüktür__________________158
Zikir Hayattır______________________________160
Günahları Bağışlatan Ameller ____________________161
Namaz____________________________________162
Z ikir_ _____________________________________165
Tövbe_ ____________________________________168
İstiğfar____________________________________172
Ramazan__________________________________176
Hac_ ______________________________________177
Akrabalara İyilik____________________________178
Sadaka_ ___________________________________179
Cuma Hutbesini Dinlemek___________________179
Yeme İçme ve Giyinme Ardından Yapılan Hamd__180
Başa Gelen Musibetler_______________________181
Kavramlara Dair Notlar_ __________________________185
Yararlanılan Metinler_____________________________189