
Kelimeler; kökleriyle, aldıkları eklerle, çekimleriyle pek çok libasa girerler. Bazen şifa olurken bazen de yaralayıcı bir silah olurlar. Kullanım yerleri o derece mühimdir ki en ufak yanlışı dahi kaldıramazlar. Kullanım sıklıkları da bir o kadar kıymetlidir. Ama belki de asıl ehemmiyet kullanım üsluplarındadır. Ufacık bir yanlış bütün büyüyü bozmaya yeter.
Bismillah!
Kalemi yaratana hamdle…
Kaleme hürmet eden Hz. Ahmed’e ve yoldaşlarına selam ile…
Kalemin eylemi hep ürkütmüştür beni. Kendimi bildim bileli elimde kalem olan bir âdem olarak bu hâl bir tenakuz gibi görünebilir. Belki de kaydetmenin, iz bırakmanın ve dahi yalın kılıç savaşa çıkmanın ne demek olduğunu aşağı yukarı tahmin ettiğimdendir bu ürküntü. Zira hata ederiz çoğu zaman, pişman oluruz yaptıklarımızdan. Bu pişmanlık niyetimizden de kaynaklanır, yapma usulümüzden de. Yazmak gibi kaydın en kuvvetli hali de belki hatalarımdan olur diye düşünürdüm, düşünürüm halen.
Hercai bir heyecanla kelimelerle meşgulüm evvelden. Hep yazan idim ama hiç yazar olmayı düşünmemiştim. Yazıya hürmetimden, derdim soranlara; yazdıklarımı da kayda sokmamaya kararlıydım. Fakat bir gün, önünde yürümekten hicap ettiğim abim, bana çok nadir yaptığı tavsiyelerinden birini yaptı ve “yaz!” dedi. Ne dediğini ve kastettiğini anladım elbette ve ödev belleyip derç eyledim. Arşivimi, demlenenleri, dağınık olanları ele aldım önce. Tabii taptaze kayıtlar da düştüm yeri geldiğinde.
Her bir kelimenin ruhu olduğuna inandığımdan olsa gerek, onları israf etmeme korkusu ile süreç de netice de yorucu ve sancılı oluyor. Kelimelerin hafızasına olan inancım tedbiri mecbur kılıyor bende. Kelimeler anlamı taşıdıklarından, her zaman nesne değil özne de oluverirler irtibatlarında. Bir de başta bahsettiğim ürküntüden kaynaklı galiba, yazılarımı puslu üretiyorum. Hem puslu hem de yoğun kıvamlı oluyor. Bu bir kusur mudur, bunu da sizlerin takdirine bırakıyorum.
Hiçbir süreçte metinlerimin sevimli olduğunu iddia etmedim. Ama bu sevimsiz metinlerde umutsuzluğa da yer vermedim, diyebilirim. Hâsılı, kimine karmaşık, kimilerine ışık, kimilerine silik, kimilerine kapısız kale, kimilerine de haddinden ziyade iddialı görünen bu metinler bir bir ortaya çıktı ve çeşitli mecralarda yayınlandı. Nihayet elinizdeki vücuda kavuştu. Salihata dâhil olursa ne mutlu bana! Her bir kelimesini sizlere emanet ediyorum. Bu işe vesile ve kaydında ısrarcı olup teşvik edenlere, şükür sebebim yüreklendirici dostlara ve elbette bana inanıp, her durum ve şartta destek veren sevgili aileme şükran ve minnetle.
1. Bölüm: Eylem ve Niyet
Merhametin Rahmeti
Mesuliyetin Kutsallığı-Ve’l-Asr!
Arzu ve Mesuliyet
Ben Ne Yapabilirim?
Diğer Yarımız
Devinim, Akış, Eylem
İstek Üretiminden Azabın Çetinliğine
Yaşam Yükünden Adil Tasarrufa
Önü ve Arkası ile Yargı
Makamımız Neresi?
Nazarından Temaşasına İnsan
Davette Ciddiyet: Ciddiyete Davet
Talepleri ile İman
Tevhid-Adalet Amacında Normalin Tahrip Gücü
Günahın Talimi
Kulak ve Hak
Adalet ve Hac
Ayın Seyri ve Seyri ile Ramazan
Kendini Tut ki Tuttuğun Oruç Olsun
Zamanın Zemini ve Orucun Maksadı
2. Bölüm: Tasavvur ve Seyir
Varlık Tasavvurumuz
Toplum Tasavvurumuz
Var Olmanın Yeni Şekli Yokluk Mudur?
Ünsiyet Yoksa İnsan Yok
Benden Bize, Kaçıştan Yüzleşmeye
Bilinç, Bağlam, Ölüm
Dilde ve Ağyarda Aynılığın İmkânsızlığı
Duygu, Düşünce, İnanç
El, İrade, İktidar
Gerçek Algı mıdır, Algı Gerçek midir?
Gerçek, İyi, Doğru, Güzel
İlim, İrfan, Sanat
Toplumu Takva Ekseninde Dönüştürme: İnsan ve Psikolojisi
Kaçış ve Kayboluş
Kanaat Sorgusu
Ölümün Anlamı-Anlamın Ölümü
Ötekinin Bizliği
Rıza, Talep ve Ölüm ile Anlam
Sükûnet için Mesken
Tam ya da Tamam’ın İmkânı
Tamamlanma Arzusunda Tahsiniyatın Yeri
Temsil mi, Misal mi?
Teslim Olmak ve Tercih Etmek
Utanç Eşliğinde Mürebbi Keşfi

Kelimeler; kökleriyle, aldıkları eklerle, çekimleriyle pek çok libasa girerler. Bazen şifa olurken bazen de yaralayıcı bir silah olurlar. Kullanım yerleri o derece mühimdir ki en ufak yanlışı dahi kaldıramazlar. Kullanım sıklıkları da bir o kadar kıymetlidir. Ama belki de asıl ehemmiyet kullanım üsluplarındadır. Ufacık bir yanlış bütün büyüyü bozmaya yeter.
Bismillah!
Kalemi yaratana hamdle…
Kaleme hürmet eden Hz. Ahmed’e ve yoldaşlarına selam ile…
Kalemin eylemi hep ürkütmüştür beni. Kendimi bildim bileli elimde kalem olan bir âdem olarak bu hâl bir tenakuz gibi görünebilir. Belki de kaydetmenin, iz bırakmanın ve dahi yalın kılıç savaşa çıkmanın ne demek olduğunu aşağı yukarı tahmin ettiğimdendir bu ürküntü. Zira hata ederiz çoğu zaman, pişman oluruz yaptıklarımızdan. Bu pişmanlık niyetimizden de kaynaklanır, yapma usulümüzden de. Yazmak gibi kaydın en kuvvetli hali de belki hatalarımdan olur diye düşünürdüm, düşünürüm halen.
Hercai bir heyecanla kelimelerle meşgulüm evvelden. Hep yazan idim ama hiç yazar olmayı düşünmemiştim. Yazıya hürmetimden, derdim soranlara; yazdıklarımı da kayda sokmamaya kararlıydım. Fakat bir gün, önünde yürümekten hicap ettiğim abim, bana çok nadir yaptığı tavsiyelerinden birini yaptı ve “yaz!” dedi. Ne dediğini ve kastettiğini anladım elbette ve ödev belleyip derç eyledim. Arşivimi, demlenenleri, dağınık olanları ele aldım önce. Tabii taptaze kayıtlar da düştüm yeri geldiğinde.
Her bir kelimenin ruhu olduğuna inandığımdan olsa gerek, onları israf etmeme korkusu ile süreç de netice de yorucu ve sancılı oluyor. Kelimelerin hafızasına olan inancım tedbiri mecbur kılıyor bende. Kelimeler anlamı taşıdıklarından, her zaman nesne değil özne de oluverirler irtibatlarında. Bir de başta bahsettiğim ürküntüden kaynaklı galiba, yazılarımı puslu üretiyorum. Hem puslu hem de yoğun kıvamlı oluyor. Bu bir kusur mudur, bunu da sizlerin takdirine bırakıyorum.
Hiçbir süreçte metinlerimin sevimli olduğunu iddia etmedim. Ama bu sevimsiz metinlerde umutsuzluğa da yer vermedim, diyebilirim. Hâsılı, kimine karmaşık, kimilerine ışık, kimilerine silik, kimilerine kapısız kale, kimilerine de haddinden ziyade iddialı görünen bu metinler bir bir ortaya çıktı ve çeşitli mecralarda yayınlandı. Nihayet elinizdeki vücuda kavuştu. Salihata dâhil olursa ne mutlu bana! Her bir kelimesini sizlere emanet ediyorum. Bu işe vesile ve kaydında ısrarcı olup teşvik edenlere, şükür sebebim yüreklendirici dostlara ve elbette bana inanıp, her durum ve şartta destek veren sevgili aileme şükran ve minnetle.
1. Bölüm: Eylem ve Niyet
Merhametin Rahmeti
Mesuliyetin Kutsallığı-Ve’l-Asr!
Arzu ve Mesuliyet
Ben Ne Yapabilirim?
Diğer Yarımız
Devinim, Akış, Eylem
İstek Üretiminden Azabın Çetinliğine
Yaşam Yükünden Adil Tasarrufa
Önü ve Arkası ile Yargı
Makamımız Neresi?
Nazarından Temaşasına İnsan
Davette Ciddiyet: Ciddiyete Davet
Talepleri ile İman
Tevhid-Adalet Amacında Normalin Tahrip Gücü
Günahın Talimi
Kulak ve Hak
Adalet ve Hac
Ayın Seyri ve Seyri ile Ramazan
Kendini Tut ki Tuttuğun Oruç Olsun
Zamanın Zemini ve Orucun Maksadı
2. Bölüm: Tasavvur ve Seyir
Varlık Tasavvurumuz
Toplum Tasavvurumuz
Var Olmanın Yeni Şekli Yokluk Mudur?
Ünsiyet Yoksa İnsan Yok
Benden Bize, Kaçıştan Yüzleşmeye
Bilinç, Bağlam, Ölüm
Dilde ve Ağyarda Aynılığın İmkânsızlığı
Duygu, Düşünce, İnanç
El, İrade, İktidar
Gerçek Algı mıdır, Algı Gerçek midir?
Gerçek, İyi, Doğru, Güzel
İlim, İrfan, Sanat
Toplumu Takva Ekseninde Dönüştürme: İnsan ve Psikolojisi
Kaçış ve Kayboluş
Kanaat Sorgusu
Ölümün Anlamı-Anlamın Ölümü
Ötekinin Bizliği
Rıza, Talep ve Ölüm ile Anlam
Sükûnet için Mesken
Tam ya da Tamam’ın İmkânı
Tamamlanma Arzusunda Tahsiniyatın Yeri
Temsil mi, Misal mi?
Teslim Olmak ve Tercih Etmek
Utanç Eşliğinde Mürebbi Keşfi