
Yunus diye bir abi vardır mesela, dedim ya isimlere takılmayın, Akif de olabilir. Derdinizi açarken “acaba nasıl olur, söylesem mi söylemesem mi” diye endişeye mahal vermez. Birine anlatır mı ya da ayıplar mı beni, diye kaygı duymadan açarsınız. Size bir yük olduğunuza hissettirecek en ufak imada bulunmaz. Bana ne kardeşim durumuna çarpıp, suratınıza bir şamar olarak dönmez yakınmalarınız. Sözcüklerinizi filtreleme ihtiyacı duymaksızın yanında. Hatta bazen susarak da deva oluyor. Susarak dahi ya anlattı dertler. O sizi her an merhamet duygusuyla sarmalar. Susuşundan yan yatmış duygularınızı alıp sırtlar mesela sizi. Küçük derdinizle de kocaman kollarıyla kucaklar, kendi derdi yapar, düşer yollara…
İlk kalemi ne zaman elime aldım diye şöyle bir hafızamı yokladığımda, zihnim beni üniversite zamanlarıma yeniden götürdü. Lise yıllarında yazdığımız kompozisyon ödevlerini saymazsak, ilk deneme yazımı üniversite yıllarında kaldığımız öğrenci evinin Duvar gazetesine yazmıştım. O yazıları biriktirdiğimiz klasörün kaybolmasına hâlâ hayıflanırım. Akıl ürünü olmaktan çok duygu yoğunluğu olan sıcak, samimi, içten yazılardı. Zaten hayatı güzelleştiren de o kalpten sızanlar değil midir?
Uzun bir aradan sonra, 1990’lı yıllarda Mimar ve Mühendisler Grubu yönetiminde çıkardığımız Bülten’de Derviş Çelebi mahlasıyla tekrar ve daha geniş bir okur topluluğuna ulaşma heyecanıyla kalemim yeniden kağıtla buluşmuştu. Derken bu süreç dijital mecralarda bıraktığım küçük izler ve Genç Düşünce dergisinde yazdığım birkaç denemeyle devam etti. Nihayetinde yayına başladığı günden itibaren içinde yer aldığım İnsicam dergisi ile bugünlere geldi.
Geçmişten bugüne baktığımda; yazdıklarımın, yaşadıklarımla eş zamanlı olarak yıllandığını ve hayatın ritmine dair olduğunu görüyorum. Bazen yokuş bazen iniş bazen hüzün bazen ise neşe, yer yer de mizahi unsurlarla bezemişim metinlerimi, tıpkı yaşadıklarım gibi. Bu kitap işte böyle bir sürecin hasılası olarak elinizde duruyor
Yazma eylemi, benim için biten, nihayete eren bir şey değil elbette; hayat devam ediyor ve ben, insanlık halleri üzerine kurduğum cümlelerle meşgul olmaya devam ediyorum. Yazılarımın önemli bir çoğunluğunun muhatabı kendi nefsimdir. Bundan elbette okuyucunun çıkaracağı paylar da olacaktır, zira aynı toprağın evlatlarıyız. Tecrübe aktarımı olarak değerlendirilebilecek yazılarımın muhatabı ise öncelikli olarak gençlerdir, onların düşünce dünyasına olumlu anlamda küçük bir etki uyandırabilirsem bahtiyar olacağım.
Bu yazıların oluşumunda fikir dünyamı etkileyen başta yedi güzel adam olmak üzere isimleri sayfaları dolduracak olan edebiyat ve düşünce dünyamızın öncülerine teşekkür borçluyum. Ancak hassaten yazma serüvenimde ve düşünce dünyamın oluşumunda büyük emeği olan, asıl pay sahibi, ev arkadaşım, ağabeyim, ilham kaynağım Akif Emre’ye minnet ve şükran borçlu olduğumu altını çizerek ifade etmeliyim.
Elbette birçok yazımın ilk okuyucusu ve esin kaynağı olan eşim Nebahat Bulayır, bu kitabın oluşumuna yaptığı katkı açısından teşekkürden çok fazlasını hak ediyor.
Son olarak kitabımın editörlüğünü yaparak, elinizde tutuğunuz hale gelmesinde büyük emeği olan Şecere yayınlarımızın kurucu editörü Betül Yavuz’a çok teşekkür ediyorum.
Ve elbette en büyük teşekkürü bu kitabı elinde tutup onunla hemhal olan okuyucular hak ediyor.
Hamd ise şüphesiz alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.
Mehmet Bulayır
Aralık 2024
Eyüpsultan, İstanbul
Bölüm I
“Biz”e Dair Denemeler
İnsanoğlu Kendini Kandırmakta Ustadır…………………………………………………………13
İnsan Eksiktir, Aşk Tamam Eder……………………………………………………………………17
Ruhu Kirlenen İnsan, Çevreyi Kirletir…………………………………………………………….21
Müslüman Olduğumuzdan “Emin” miyiz?………………………………………………………………………..25
Ötekiyle Birlikte Yaşamak: Değişen Cemaatler ve Cemaat Kültürü……………………………29
Erkekleri Anlama Kılavuzu…………………………………………………………………………35
Hanımları Anlama Kılavuzu………………………………………………………………………..39
Çocukları Anlama Kılavuzu…………………………………………………………………………43
Öğretmenlik Kutsal mıdır?…………………………………………………………………………………………………..47
Her Çiviye Peşkir Asmak…………………………………………………………………………….51
Zurnada Peşrev Olmaz mı?…………………………………………………………………………………………………..55
Taş Soslu Pirinç Pilavı………………………………………………………………………………..58
Domatesin Doğalı Makbul, Zekânın Yapayı……………………………………………………….61
Bölüm II
İnsan ve Kültür Üzerine Düşünceler
“Ben Varmam İnekliye, Yoğurdu Sinekliye…”……………………………………………………67
Sonradan Öğrendim…………………………………………………………………………………71
Pollyanna Bizim Neyimiz Olur?……………………………………………………………………………………………74
Yedi Güzel Adamın Yedincisi……………………………………………………………………….78
Sosyal Hareketlerde Kuşak Çatışması………………………………………………………………80
Sosyal Medyada Kişinin Kendisi Olarak Var Olması Mümkün mü?………………………………………85
Yine Yakmış Yâr Story’nin Ucunu, Instagram’da Sevda Çekmek Zor Diyor……………………89
Erkeğe, “Erkek” Demek Yasaklanmıştır!……………………………………………………………………………….93
Hızlı Yaşa Genç Öl!……………………………………………………………………………………………………………….97
Çöp Adamlar Cumhuriyeti…………………………………………………………………………101
Küreselden Yerele; Kalkınma Stratejilerine Farklı Bir Bakış…………………………………….105
Bölüm III
Muhalden Mümküne Yolculuğumuz
Yusuf’un Yolunu Gözleyen Kuyu…………………………………………………………………113
Gel Gidelim Dosta Gönül…………………………………………………………………………..116
Sussam, Sesimi Duyurabilir miyim Mısralarımda?……………………………………………………………..120
Size Mutluluğun Sırrını Vereyim mi?………………………………………………………………………………….123
İnsan Nedir Bildin mi Sen?………………………………………………………………………………………………….127
Hasretin Rengi………………………………………………………………………………………131
İnsan Dediğin Bir Nefes Bin Kafes…………………………………………………………………134
Ağustos Böceğine Kim İftira Etti?……………………………………………………………………………………….138
Kentte Dindar Kalmak Mümkün ama Nasıl?………………………………………………………………………142
Yeryüzünde Harama Batmamış Bir Belde Var mı?………………………………………………………………146
Toplumu Takva Ekseninde Dönüştürmek Mümkün mü?……………………………………………………150
Hak Dediğin, Hak Mıdır?……………………………………………………………………………………………………155

Yunus diye bir abi vardır mesela, dedim ya isimlere takılmayın, Akif de olabilir. Derdinizi açarken “acaba nasıl olur, söylesem mi söylemesem mi” diye endişeye mahal vermez. Birine anlatır mı ya da ayıplar mı beni, diye kaygı duymadan açarsınız. Size bir yük olduğunuza hissettirecek en ufak imada bulunmaz. Bana ne kardeşim durumuna çarpıp, suratınıza bir şamar olarak dönmez yakınmalarınız. Sözcüklerinizi filtreleme ihtiyacı duymaksızın yanında. Hatta bazen susarak da deva oluyor. Susarak dahi ya anlattı dertler. O sizi her an merhamet duygusuyla sarmalar. Susuşundan yan yatmış duygularınızı alıp sırtlar mesela sizi. Küçük derdinizle de kocaman kollarıyla kucaklar, kendi derdi yapar, düşer yollara…
İlk kalemi ne zaman elime aldım diye şöyle bir hafızamı yokladığımda, zihnim beni üniversite zamanlarıma yeniden götürdü. Lise yıllarında yazdığımız kompozisyon ödevlerini saymazsak, ilk deneme yazımı üniversite yıllarında kaldığımız öğrenci evinin Duvar gazetesine yazmıştım. O yazıları biriktirdiğimiz klasörün kaybolmasına hâlâ hayıflanırım. Akıl ürünü olmaktan çok duygu yoğunluğu olan sıcak, samimi, içten yazılardı. Zaten hayatı güzelleştiren de o kalpten sızanlar değil midir?
Uzun bir aradan sonra, 1990’lı yıllarda Mimar ve Mühendisler Grubu yönetiminde çıkardığımız Bülten’de Derviş Çelebi mahlasıyla tekrar ve daha geniş bir okur topluluğuna ulaşma heyecanıyla kalemim yeniden kağıtla buluşmuştu. Derken bu süreç dijital mecralarda bıraktığım küçük izler ve Genç Düşünce dergisinde yazdığım birkaç denemeyle devam etti. Nihayetinde yayına başladığı günden itibaren içinde yer aldığım İnsicam dergisi ile bugünlere geldi.
Geçmişten bugüne baktığımda; yazdıklarımın, yaşadıklarımla eş zamanlı olarak yıllandığını ve hayatın ritmine dair olduğunu görüyorum. Bazen yokuş bazen iniş bazen hüzün bazen ise neşe, yer yer de mizahi unsurlarla bezemişim metinlerimi, tıpkı yaşadıklarım gibi. Bu kitap işte böyle bir sürecin hasılası olarak elinizde duruyor
Yazma eylemi, benim için biten, nihayete eren bir şey değil elbette; hayat devam ediyor ve ben, insanlık halleri üzerine kurduğum cümlelerle meşgul olmaya devam ediyorum. Yazılarımın önemli bir çoğunluğunun muhatabı kendi nefsimdir. Bundan elbette okuyucunun çıkaracağı paylar da olacaktır, zira aynı toprağın evlatlarıyız. Tecrübe aktarımı olarak değerlendirilebilecek yazılarımın muhatabı ise öncelikli olarak gençlerdir, onların düşünce dünyasına olumlu anlamda küçük bir etki uyandırabilirsem bahtiyar olacağım.
Bu yazıların oluşumunda fikir dünyamı etkileyen başta yedi güzel adam olmak üzere isimleri sayfaları dolduracak olan edebiyat ve düşünce dünyamızın öncülerine teşekkür borçluyum. Ancak hassaten yazma serüvenimde ve düşünce dünyamın oluşumunda büyük emeği olan, asıl pay sahibi, ev arkadaşım, ağabeyim, ilham kaynağım Akif Emre’ye minnet ve şükran borçlu olduğumu altını çizerek ifade etmeliyim.
Elbette birçok yazımın ilk okuyucusu ve esin kaynağı olan eşim Nebahat Bulayır, bu kitabın oluşumuna yaptığı katkı açısından teşekkürden çok fazlasını hak ediyor.
Son olarak kitabımın editörlüğünü yaparak, elinizde tutuğunuz hale gelmesinde büyük emeği olan Şecere yayınlarımızın kurucu editörü Betül Yavuz’a çok teşekkür ediyorum.
Ve elbette en büyük teşekkürü bu kitabı elinde tutup onunla hemhal olan okuyucular hak ediyor.
Hamd ise şüphesiz alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.
Mehmet Bulayır
Aralık 2024
Eyüpsultan, İstanbul
Bölüm I
“Biz”e Dair Denemeler
İnsanoğlu Kendini Kandırmakta Ustadır…………………………………………………………13
İnsan Eksiktir, Aşk Tamam Eder……………………………………………………………………17
Ruhu Kirlenen İnsan, Çevreyi Kirletir…………………………………………………………….21
Müslüman Olduğumuzdan “Emin” miyiz?………………………………………………………………………..25
Ötekiyle Birlikte Yaşamak: Değişen Cemaatler ve Cemaat Kültürü……………………………29
Erkekleri Anlama Kılavuzu…………………………………………………………………………35
Hanımları Anlama Kılavuzu………………………………………………………………………..39
Çocukları Anlama Kılavuzu…………………………………………………………………………43
Öğretmenlik Kutsal mıdır?…………………………………………………………………………………………………..47
Her Çiviye Peşkir Asmak…………………………………………………………………………….51
Zurnada Peşrev Olmaz mı?…………………………………………………………………………………………………..55
Taş Soslu Pirinç Pilavı………………………………………………………………………………..58
Domatesin Doğalı Makbul, Zekânın Yapayı……………………………………………………….61
Bölüm II
İnsan ve Kültür Üzerine Düşünceler
“Ben Varmam İnekliye, Yoğurdu Sinekliye…”……………………………………………………67
Sonradan Öğrendim…………………………………………………………………………………71
Pollyanna Bizim Neyimiz Olur?……………………………………………………………………………………………74
Yedi Güzel Adamın Yedincisi……………………………………………………………………….78
Sosyal Hareketlerde Kuşak Çatışması………………………………………………………………80
Sosyal Medyada Kişinin Kendisi Olarak Var Olması Mümkün mü?………………………………………85
Yine Yakmış Yâr Story’nin Ucunu, Instagram’da Sevda Çekmek Zor Diyor……………………89
Erkeğe, “Erkek” Demek Yasaklanmıştır!……………………………………………………………………………….93
Hızlı Yaşa Genç Öl!……………………………………………………………………………………………………………….97
Çöp Adamlar Cumhuriyeti…………………………………………………………………………101
Küreselden Yerele; Kalkınma Stratejilerine Farklı Bir Bakış…………………………………….105
Bölüm III
Muhalden Mümküne Yolculuğumuz
Yusuf’un Yolunu Gözleyen Kuyu…………………………………………………………………113
Gel Gidelim Dosta Gönül…………………………………………………………………………..116
Sussam, Sesimi Duyurabilir miyim Mısralarımda?……………………………………………………………..120
Size Mutluluğun Sırrını Vereyim mi?………………………………………………………………………………….123
İnsan Nedir Bildin mi Sen?………………………………………………………………………………………………….127
Hasretin Rengi………………………………………………………………………………………131
İnsan Dediğin Bir Nefes Bin Kafes…………………………………………………………………134
Ağustos Böceğine Kim İftira Etti?……………………………………………………………………………………….138
Kentte Dindar Kalmak Mümkün ama Nasıl?………………………………………………………………………142
Yeryüzünde Harama Batmamış Bir Belde Var mı?………………………………………………………………146
Toplumu Takva Ekseninde Dönüştürmek Mümkün mü?……………………………………………………150
Hak Dediğin, Hak Mıdır?……………………………………………………………………………………………………155